Ofiste şemsiye bırakmanın verdiği mutlulukla aniden atışan yağmurun altına kendimi attığımda, bez ayakkabılarımın çoraplarımı mahvetmesine bir kez daha izin vermeyeceğime dair söz veriyordum. O sırada sol ayağımla bastığım büyük, dikdörtgen ve şaşkın Şehit Muhtar Bey caddesi taşının altında saklanan suyun bir kısmı açığa çıkarak sağ ayağımla bütünleşmişti bile. Boyumun uzaması ve gelişimim için doğanın uyguladığı bir komplonun daha sonuna gelmiştim. Halbuki bilmiyordu üzerimde kıyafetlerim varken ıslanmayı hiç mi hiç sevmediğimi. Hele şemsiye taşırken hiçbir yeri ıslanmasın istiyor ya insan, ayakları dahil, o anlamıyor. Yağmur, saçma şey.
…diye yazmıştım, Baba ve piç’e başlamadan önce. Sonra “Oha” dedim.
Merhaba, ben kahve içince sarhoş oluyorum. Yok, sarhoş değilim, çok sıkıcıyım çok çok sıkıcıyım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
4 Tenni tenni tenenen:
Roman başlangıcı gibi olmuş diye geçirmiştim içimden, ilk paragrafı okurken.
Demek ki Elif Şafak'tan önce kitabımı yayınlatsaymışım, girişi benden kopya çekmiş olacaktı.
Baba ve piç diye yazmışsın zaten, şimdi farkettim:$
Haha yazmıştım, evet (:)) O zaman merhaba.
Yorum Gönder